Parlamento binasının önünden başlayıp Omonia meydanında biten Panepistimiu caddesi, başkentin mimari açıdan en değerli binalarının bulunduğu yoldur. Βu yol aynı zamanda önemli bir ticaret merkezidir.

 

Numismatik müzesi :

Sindağma meydanından hareketle sağ tarafınızda göreceğiniz ve bugün numismatik müzesi olarak kullanılan bina, Truva ve Miken kalıntılarını keşfeden Şliman için 1878-80 yıllarında inşa edilmiş binadır. Bu binanın çizimleri Ernst Ziller tarafından yapılmış, 19. yy’ ın en güzel yapılarındandır. Bu müze, MÖ 14.yy’ dan başlayarak sergilenen 500.000 ‘den fazla sikke ile, alanında dünyanın saygın müzeleri arasında yer almaktadır.

 

Göz hastalıkları merkezi :

 

 

Göz hastalıkları merkezi hemen sonra göreceğiniz, tuğlalarla inşa edilmiş Bizans üslubundaki yapıdır. Bu yapı dönemin neoklasik eyilimine karşı bir cevap oluşturmakta, Lisandros Kaftancıoğlu tarafından 1855’ te inşa edilmiştir.

 

Agios Dionisios Kilisesi :

 

 

Agios Dionisios Atinan’ nın koruyucu azizi, bu kilise ise Katolik Piskoposu’ nun merkezi olarak kullanılmakta. Neoklasik tarzda inşa edilmiş kilisenin inşaatı 1853’ de başladıysa da, mali sebeplerden dolayı ancak 1887 senesinde tamamlanabilmiş. Binanın ilk çizimleri Leo von Klenze’ ye ait olmasına karşın, Lisandros Kaftancıoğlu çizimleri tekrar elden geçirerek son halini vermiştir. Bu binayı da geçtikten sonra Atina’ nın incilerini oluşturan üç binaya varıyoruz.

 

Atina Akademisi :

 

 

Atina Akademisi binası Theophil Hansen tarafından çizilmiş ve 1859 senesinde temelleri atıldıysa da 1885 senesinde tamamlanabilmiş. Bina İon sütunlarıyla süslenmiş neoklasik tarzın en güzel örneği sayılmakta. Binanın ön cephesinde iki İon sütunu üzerinde Leonidas Drosis’ e ait Apollo ve Atena heykelleri aydınlığın temsilcileri olup, Eflatun ve Aristo’ nun heykelleriyle felsefeye atıfta bulunulmaktadır.

 

Milli Atina Üniversitesi :

 

 

Akademi binasını geçtikten sonra Milli Atina Üniversitesi’ ne varıyoruz. Bu bina Christian Hansen tarafından çizilmiş ve 1864 senesinde tamamlanabilmiş. Binanın ön cephesindeki Karl Rahl’ a ait duvar resimlerinde, Kral Otto döneminde sanat ve bilimin gelişmesi konusu işlenmekte. Bu bina Üniversite’ nin yönetim binası olarak kullanılmakta ve yalnız özel törenler düzenlenmektedir.

 

Milli kütüphane :

 

 

Üniversite binasının hemen yanında ise Milli kütüphane binası bulunmakta. Bu bina Theophil Hansen tarafından çizilmiş, 1902 senesinde açılışı yapılmıştır. 700.000 kadar esere, 1.200.000 cilt kitaba, 250.000 ciltlik dergiye, 9.yy’ dan 19.yy’ a kadar 4.500 kadar el yazmasına ve 10.000 haritaya sahip kütüphane, hem bina olarak hem de muhteviyat açısından ziyaretçileri tatmin etmektedir.

 

Danıştay binası :

 

 

Lisandros Kaftancıoğlu’ nun çizimleriyle, 1852’ de inşa edilen bina neoklasik tarzın güzel örneklerindendir. Mimarisinde her türlü abartıdan kaçınılmış, sade ancak etkili bir görünüme sahiptir. İki katlı yapının arkasında avlu mevcuttur. Okul olarak inşa edilen bina 1989’ daki restorasyondan sonra Danıştay binası olarak kullanılmaktadır.

 

Omonia meydanı :

 

 

Omonia meydanından geri dönüp Sindağma’ ya Stadiu caddesinden ulaşabilirsiniz. Omonia meydanı eskiden çok güzel bir meydan olmasına karşın bugün ne yazık ki görülmese daha iyi denebilecek halde.

STADİU CADDESİ

 

 

Bu cadde Panepistimiu caddesine paralel şekilde Omonia meydanı ile Sindağma meydanlarını birleştirmekte ve başkentin en işlek yollarından birini teşkil etmektedir.

 

Klaftmonos meydanı :

 

 

Sindağma istikametinde sağ tarafta bulunan meydan, 19.yy’ da devamlı hükümet değişiklikleri yüzünden işlerinden olan kamu çalışanlarının toplanıp ağladığı meydandır. İsminin de kelime anlamı ağlama meydanıdır. Bugün meydanın ortasında bulunan heykel milli beraberliği sembolize ediyor. Meydanın sol tarafında bulunan Atina müzesi, Kral Otto’ nun saray inşa edilinceye kadar kullandığı evdir.

 

Eski parlamento binası:

 

 

Klaftmonos meydanını geçtikten sonra Kolokotronis meydanına varıyoruz. Bu meydanda dikkatimizi çekecek olan heykel, kurtuluş savaşının en önemli kahramanı Kolokotronis’ e aittir. Heykelin hemen arkasındaki bina ise 1935’ e kadar parlamento binası olarak kullanılmış yapıdır. Bu binannın temel atma töreni kraliçe Amalia tarafından yapılmış, çizimleri ise Francois Boulanger’ e aittir. Bugün artık tarih müzesini olarak kullanılıyor.