Lavrion

Lavrion Attika yarımadasının güneydoğusunda şirin bir kasabadır. Bu kasaba tarihte, Perslerin Atina’yı tehdit ettikleri M.Ö. 5.yy’da, Yunanlılara büyük bir donanma oluşturmaya imkan tanıyan gümüş madenleri dolayısıyla ününe kavuşmuştur.

Atina ile 60 km kadar uzaklıkta yer alan Lavrion’un karayolu ve limanı modernleştirilmiş, ancak demiryolu bağlantısına da ihtiyaç duyulmaktadır. Bu arada 1885’ten 1957’ye kadar Atina-Lavrion arasında trenin çalıştığını da belirtelim.

Lavrion’un tam karşısında eskiden Eleni ve Kranai isimleriyle anılan Makronisos bulunmaktadır. Bu ada Kiklades ada topluluğunun en batısında bulunan adadır. Bu adada Nolitik Çağ’a dayanan buluntulara rastlanılmasına karşın, günümüzde, içsavaşta komünistlerin hapsedildiği ada olarak tanınmaktadır. Makronisos’taki hapishane “karanlık dönemi” anma yeri olarak halka açıktır.

Makronisos’taki madenler M.Ö.3000’li yıllarda işlenmeye başlanmış ve M.S. 2.yy’a kadar da devam etmiş. Antik maden işleme havuzları günümüze kadar korunmuş olup, bizlere bu konuda çok değerli bilgiler aktarmaktadırlar. Yakın dönemde 1864 senesinde Fransız-İtalyan ortak şirketi olan “Serpieri” tarafindan işlenmeye başlanmış ve 1873’te işletme, Antreas Siggros’a ait Yunan Lavrion Maden İşletmeciliği firmasına devredilmiştir.

1992 senesinde madencilik faaliyetlerine son verilmiş, maden sit alanı olarak koruma altına alınmış olup, Teknoloji ve Kültür Parkı oluşturulmuştur.

Thorikos :

Thorikos ilk madencilik faaliyetlerinin başladığı bölgedir. Buradaki kazıları 1963-1976 yılları arasında Belçikalı arkeologlar yapmış. Kurşun madeni en eski işlenen maden olup M.Ö. 3000’li yıllarda işlenmiş, M.Ö. 1500 ‘lü yıllarda ise gümüş elde edilmiştir. Çevrede 1600’den 1100’e kadar tarihlendirilen Miken dönemine ait 5 adet kubbeli mezar bulunmuştur.

Tepenin yamacına oyularak oluşturulmuş, alışılmışın dışında uzunca bir şekli olan tiyatro çok iyi vaziyette korunmaktadır. Buradaki ilk müdahaleler M.Ö. 6. yy’ın sonuna tarihlendirilmekte, böylelikle bu tiyatro en eski örneklerden sayılmaktadır. Seyircilerin oturduğu koilon kısmının alt basamakları 5.yy’a, üst kısmı ise 4.yy’a aittir. Tiyatro 4.000 seyircilik kapasitededir. Orkestra kısmı da diğer tiyatroların aksine dörtgen şeklinde oluşturulmuş. Orkestranın batısında Dionysos’un mabeti bulunmaktaydı. Bu yapıdan günümüze 5.yy’a ait mabedin temelleri ve doğusundaki altarın kaidesi ulaşmıştır. Ahşap sahneden, daha sonra mermer ile tekrar inşa edilmediğinden dolayı, bir iz kalmamıştır. Tiyatro parlamento olarak da kullanıldığından, doğusunda halk meclisinin kullandığı, kayaya yontularak oluşturulan oturma yerlerini görmek mümkün. Tiyatronun batısında maden havuzlarını görebilmekteyiz. Güney kısımda ise Roma döneminde kullanılan ve demir üretmeye yarayan fırını ve 6.-4.yy’lara ait nekropol’ü ziyaret etmek mümkündür.

Bölgeden ayrılmadan önce etrafa bir göz atın. Burada yaşayanlar civardaki bitişik iki tepeyi Afrodit’ in göğüsleri olarak adlandırmış, neden acaba?